"Elanor'un Kırmızı Beresi" Üzerine Objektif Bir İnceleme

Güncelleme tarihi: 12 Eyl 2021




Dedektif Derginin 2021 yılı Zehirli Kalem Öykü Ödülü yaklaşırken, geçtiğimiz senenin dereceye giren ve mansiyon alan on beş öyküsünü barındıran ve Gencoy Sümer‘in yayına hazırladığı seçki kitabı Elanor’un Kırmızı Beresini incelemenin iyi bir fikir olduğunu düşündük.
Jürinin macerası ile kitabın ve yarışmanın ortaya konulmasının arkasındaki etkenleri öğrenmek için sizleri Herdem Kitap imzalı kitabı okumaya davet ediyor ve öykülere geçiyoruz. Kim bilir, belki son başvuru tarihi 01 Eylül 2021 olan yarışmayı buradan incelemek ve katılmak istersiniz.


Elanor’un Kırmızı Beresi – Güray Işık:


Kolektif kitaba da adını veren öykü, klasik bir gizem veya “crime thriller” olmak yerine toplumsal adalet ve Türkiye yakın tarihi alegorisi olmayı kendisine yöntem olarak seçmiş. 1980 darbesi şartlarına uygun olmakla birlikte, daha eski bir döneme ait olduğuna dair bazı detaylar kafa karıştırmıyor değil. Ancak, bir dönem öyküsü olmadığı için çok da önemli olmayan bu sahne; mahalle kültürü, onun zamansızlığı -belki dönemdeki karışmanın sebebi de Balat’taki bu zamansızlıktır- ve yazarın tanımlamasıyla o sahnenin arkasındaki karanlık ve sert kodla Ağır Roman‘ı anımsatıyor..



İşkence ve kolluk kuvvetlerinin kendini adaletin yerine koymasına dair detayları, -ve uzantısındaki “ortaklığı”- olay yeri incelemesi ve çırak sorgusunda oldukça başarıyla işleyen eser, suçsuz uyku ve ölümü bağdaştırarak da önemli bir alegori koyuyor ortaya. Yine sosyolojik/siyasi bağlamda kapital ile düzeni de suç ortağı yaparken de bunu büyük bir sadelikle ve göze sokmadan yapıyor. Mansiyonerler arasında bu konulara değinen eserler var. Ancak bu doğallığa ve doku bozmayan uyuma erişebileni yok. Ve edebiyat sanatının olmazsa olmazı “zanaat” de kendisini, dilin doğru kullanımından, akıcı ve lezzetli stiline kadar tüm eser boyunca gösteriyor. Bazı fiziksel tasvirlerin canlılığını ve belki arka planda olmak üzere “aşkın” eksikliğini de okuyucunun önüne koyan eser, tüm bunları da gayet kısa bir formatta yapmayı başarıyor.
Olayın çözümü gibi bir derdi yok öykünün, tam anlamıyla bir hiciv çünkü. Toplumun her kesimiyle kurban olduğu bir olaylar silsilesini konu ediniyor kendisine. Eleştirilebilecek bir yanı yok mu? Belki, Elanor’un gayrimüslim bir hayat kadını olması ve klasik kodaman tiplemesi bazı açılardan eserin tüm parlaklığına ters düşebilir. Fakat sonuçta bir yazarın kafasına tamamen erişmek mümkün değildir. Bu seçim, biraz önce bahsettiğimiz toplumun tüm kesimlerinin ezilmesinden, ülkedeki sermaye devrine bir gönderme de olabilir. Yazar, bununla birlikte bizim kadar siyasi bir tanımlama yapmamış eserine. Aynı yıl Seyhan Livaneli Öykü Ödülü‘nü de kazanan yazarın tavrı, bağımsız, yer yer buyurgan ve hüzünlü bir öfke hissettiriyor.
Biz, öykünün ödülünü hak ettiğini ifade etmek ve yazarı tebrik etmek suretiyle devam edelim.

Kaynak: Kurgusal.Net
35 görüntüleme0 yorum